Resim yaparken hipnoz oluyorum

Resim yaparken hipnoz oluyorum”

Figüratif sanatın önemli ressamlarından İstanbul doğumlu ve Kanada Hillerest High Scholl mezunu ressam Sema Barlas ile çalışmalarını sürdürdüğü İzmir Güzelyalı’daki atölyesinde keyifli bir sohbet

E. ÇAĞLA GENİŞ

 

Resim yapma yeteneğinizi nasıl keşfettiniz ve sizi bu konuda destekleyenler oldu mu?

-Resme ilgi duymaya başladığım andan itibaren ailem çok destekledi. Annem de ressam, onun desteğiyle çocukluğumdan bu yana sürekli resim yapıyordum. Ondan sonra tahsil almamla resim serüvenim devam etti. Tabi bunlar hep Kanada da oldu. Küçük yaşta Amerika’ya göç etmişiz. Babam doktordu ve tabi eğitimimi de orada tamamladım. Kanada’da Güzel Sanatlar Lisesi’ni bitirdim. Kanada’da resimle ilgili bir program bitirdim. Sonra Türkiye’ye dönüş yaparak evlendim. Evliliğin ilk yıllarında resimle ilgili fazla bir şey yapamadım. Çocuklar büyüdükten sonra evde sürekli resim yapıyordum ama profesyonel olarak çalışmıyordum. Dediğim gibi çocuklar büyüyünce işi profesyonelliğe döktüm. Başlarda evde çalışırken sonradan bir atölye sahibi olduk. Kedi Atölye’de 3. senemiz… Reyhan Abacıoğlu ile beraber kurduk. Buradan önce Güzelyalı Kültür Merkezi’nin sokağında bir atölyemiz vardı.

“GENÇLERİN HAYAL GÜCÜ SONSUZ VE MÜKEMMEL”

Buraya gelen resme meraklı insanların sanata bakış açılarını, tuvale yansıttıkları fikir, ufuk ve hayallerini nasıl buluyorsunuz?

-Burada yaptığımız çalışmalara her yaş grubundan ilgi var. Ama genelde gençler ve çocuklara dersler veriyoruz… Onların hayal gücü sonsuz ve mükemmel... Onların taşıdığı ruhu çoğu ressam taşımak ister. Her sanatçı o özgürlüğü ve hiçbir kaygı olmadan resim yapabilmek, duygularını aktarabilmek ister.

Türkiye’de ve dünyada sizi etkileyen ve örnek aldığınız ressamlar var mı?

-Alman ressamların çoğundan etkilenmişimdir. Özellikle Max Beckmann benim çok sevdiğim bir sanatçı. İkinci Dünya Savaşı sırasında var olan sanatçılar bunlar, tam dışavurumcular. Otto Dix, George Grosz... Türkiye’den de figüratif sanatçılar var. Son zamanlarda Ercan Ayçiçek’i çok beğeniyorum.

“DEĞERİ BİLİNMEYEN ÇOK SANATÇI VAR”

Ressamlar da yazarlar gibi yaşamları boyunca çok önemli eserler vermelerine rağmen toplumda bu değerleri zor keşfediliyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Değerleri bilinmeyen çok ressam, yazar ve şair var. İnsan buna üzülüyor ama artık bilmiyorum kimin doğru yerde doğru zamanda bulunmasına mı, şansa mı bağlı… O kadar iyi resim yapıp da ismi duyulmamış kişiler var ki. Aynı şekilde diğer sanat dallarında da bunlar var. Ortam mı bunu gerektiriyor, sesini bir şekilde duyurabilmek mi bilemiyorum. Kimi kendi içine kapanıp yapıyor. Mesela benim öyle tanıdığım çok ressam var. Bilhassa Kanada’da… Mükemmel resim yapıyordu ve kimseyle paylaşmıyordu. Bu bence sanatçının da seçim biçimine bağlı biraz. Neden göstermediğini sorduğumda bunları kendim için yapıyorum kendimle bütün hesaplaşmam derdi.

Türk toplumunun sanata bakışını nasıl yorumluyorsunuz?

-Belli bir kısım hakikaten değer veriyor sanata. Şu an toplumda sanatın arka planda kaldığı zamanda başka şeyler ön plana çıktı. Gerçekten tam anlamıyla değer bulduğuna inanmıyorum toplumumuzda sanatın.

Hangi resim türü daha çok ilginizi çekiyor ve resim sizin için ne ifade ediyor?

- Ben figüratif çalıştığım için o tarz resimler ilgimi çekiyor. Ama soyut resimleri de çok seviyorum. Resim benim için her şey. Hayatım, yaşam şeklim ve her şeyi kapsıyor.

Sanatın evrenselliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Bence sanat hakikaten çok farklı bir alana girdi şimdi. Teknolojiyle birlikte büyük bir gelişme gösterdi. O kadar çok şey yapıldı ama hala bunların üstüne katabildiğimiz şeyler var. Ama bugünün teknolojisiyle birlikte kattığımız çok daha şey var. Bu işi yapan sanatçıların farkındalıkları gitgide artıyor ve günümüz teknolojisini çok iyi kullanıyorlar.

“RESİM BENİ ALIP GÖTÜRÜYOR”

Resim yaparken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

-O an, orada tam bir hipnozun içine giriyorum. Resim yaparken hipnoz oluyorum. Beni alıp götürüyor ve kendiliğinden çıkıyor her şey ortaya. Yani hiçbir şeyi planlayarak yapmıyorum. Artık o resmin gidişatına göre davranıyorum. Bazen planladığım da oluyor, olmuyor değil. Ama kendi hayal gücümle o planı birleştiriyorum.

Bu konuda yeteneği olan ama tam anlamıyla cesaret edemeyenlere tavsiyeleriniz var mı?

-O gençlere tabi ki bu işin üzerine gitmelerini tavsiye ederim. Denemeden olmaz. O cesareti bulmalılar kendilerinde. Çünkü oradan çıkacak her şey. Korkmadan davransınlar. En önemlisi korkunun önüne geçebilmektir. Hiç düşünmeden tamamen doğaçlama olarak hareket etmelerini tavsiye ediyorum.